top of page

Tıbbi müdahaleden kaynaklı tazminat alacak kalemleri

  • Yazarın fotoğrafı: Tolunay Ceviz
    Tolunay Ceviz
  • 23 Tem 2024
  • 4 dakikada okunur

Tıbbi müdahaleden kaynaklı verilen zararlarda hastaların maddi ve manevi kayıplarını talep etme hakları esastır. Çalışmanın bu bölümünde maddi tazminata konu olan alacak kalemleri incelenecektir. Mevzuatımızda maddi tazminatın konusu, ölüm halinde ve yalnızca bedensel zararın varlığı halinde olmak üzere iki farklı başlık altında düzenlenmiştir.


Maddi Tazminat

TBK’nın özel durumlar başlıklı 53 ve 54. maddesinde belirtilen alacak kalemleri, hastanın hatalı tıbbi müdahale sonucunda açacağı maddi tazminat davasının konusunu oluşturmaktadır. Belirtmek gerekir ki, madde hükmünce belirtilen bu kalemler sınırlı sayıda olmayıp, sayılan sorumluluk şartlarının varlığına bağlı olarak artırılabilir.


Bedensel Zarar Halinde Talep Edilebilecek Alacak Kalemleri

TBK’nın 54. maddesinde konuya ilişkin alacak kalemleri sayılmıştır. Madde uyarınca sayılan kalemler; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklindedir.


Tedavi Giderleri

Tıbbi müdahalenin yapılabilmesi için gerekli olan harcama ve giderler kısaca tedavi giderleri olarak özetlenebilir. Örnek vermek gerekirse; Tedavi giderleri, muayene, teşhis, tahlil, hasta nakil giderleri, hastanın evinde tedavi gördüğü süre içinde hasta bakıcı veya hemşire tutması durumunda, bunlara ödenen paralar ile, ameliyat, ilaç, organ nakil ve organ kaybedilmesi, protez takılması, tekerlekli sandalye, bakım, fizik tedavi, kaplıca, korse ve saire giderlerdir. Tıbbi müdahalenin hukuka aykırı uygulanması durumunda, yapılmış olan harcama ve giderlerin hastanın malvarlığında bir eksilme oluşturacağı açıktır. Bu nedenle yapılan masrafların, hatalı müdahale yapan hekim tarafından tazmin edilmesi TBK kapsamında hukuka uygun olacaktır.


Kazanç Kaybı, İş Gücünün Azalmasından ya da Kaybedilmesinden Doğan Zararlar

Hatalı tıbbi müdahalenin sonucu olarak hastanın durumunun ağırlaşması ve bu ağırlaşma nedeniyle hasta, müdahale öncesi haline göre yaptığı veya yapacağı işlerde daha fazla efor sarf etmesi gerekebilir ya da tamamen çalışamaz hale gelebilir. Kazanç kaybından kasıt, kazanılan paranın eksilmesi değil, hastanın gücünün azalmasıdır. Başka bir deyişle hasta hatalı tıbbi müdahale sonucu aynı kazancı sağlamak için daha fazla efor veya zaman harcamak zorunda kalabilmektedir. Bununla birlikte, hastanın müdahale öncesi hiç kazanç sağlamayan bir kimse olması da mümkündür.

Bu tip durumlarda kazanç kaybının hesabı, hastanın iyileşmesine bağlı olarak  varsayımlar üzerinden hesaplanır. Zira bir yoksun kalınan kar durumu da mevcuttur. Bu miktarların hesabı uzman bilirkişiler tarafından yapılmaktadır. Özetle, hatalı tıbbi müdahaleden zarar gören hastanın, çalışma gücündeki azalma sona ermiş ya da tamamen iyileşme meydana gelmiş ise zarar, hatalı tıbbi müdahale sonucunda hastanın iyileşme anına kadar çalışamamasından doğan kazanç kaybı ile niteliği itibariyle fiilen yoksun kalınan kar şeklinde olacaktır.


Ekonomik Geleceğin Sarsılmasından Doğan Zararlar

Ekonomik geleceğin sarsılması durumu her zaman çalışma gücüne bir etkide bulunmayabilir. Menfi ekonomik sonuç ve buna bağlı maddi kayıplar bu alacak kaleminin konusunu oluşturur. Örneğin müdahale sonucu zarar gören hastanın bedensel gücünde bir eksilme olmayabilir ancak, hata sonucu yeni iş bulmada veya iş piyasasında rekabette zorlanabilir. Bu durumlar ekonomik geleceğin sarsılması olarak karşımıza çıkmaktadır. Hastanın yani bu durumda zarar görenin, fiziki görüntüsünün anormal şekilde değişmesi, tik kazanması, sinir veya hafıza zayıflığı oluşması bu durumlara örnek olarak verilebilmektedir. Özellikle tiyatro sanatçıları veya mankenler için bu durum önem arz etmektedir. Örneğin bir dansöz veya mankenin vücudunun herhangi bir yerinde özellikle bacak veya yüzünde meydana gelen bir yara veya iz, onun çalışma gücünü azaltmasa bile, mesleki açıdan durumunun sarsacağı için ekonomik geleceği tehlikeye düşmüş olabilir. Bu durumlarda hasta yani zarar gören ekonomik geleceğinin kaybından kaynaklı menfi zararın giderilmesini talep edebilecektir.


Ölüm Halinde Talep Edilebilecek Alacak Kalemleri

Ölüm halinde talep edilebilecek kalemlere ilişkin düzenleme TBK’nın 53. maddesinde hükmolunmuştur. Anılan maddeye göre ölüm halinde talebi mümkün kalemler; Cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar şeklinde sayılmıştır.


Cenaze giderleri; hatalı tıbbi müdahale sonucu ölümün derhal geçekleşmesi halinde, mirasçılar tarafından cenazenin defin işlerinin tümünü kapsayan harcama ve giderlerdir. Cenaze giderleri, yani gömme masrafları, cesedi yıkama, kefenleme, taşıma, tabut, otopsi, yemek, davetiye ve ilan giderleri ile gömme, mezarlık ve mezar taşı vb. gibi diğer giderleri kapsar. Bu giderler, ölüm dolayısıyla doğrudan ilgili giderler olmalı ve ölenin sosyal, ekonomik durumuna, dini inanışına uygun düşmelidir.


Ayrıca belirtmek gerekir ki, ölümün derhal meydana gelmemiş olması durumunda hastanın ölümüne kadar geçen süreç içerisindeki tedavi giderleri ve yoksun kalınan karları kapsamaktadır zira bu giderler de murisin mamelekinde bir azalma meydana getirdiği için niteliği itibariyle bu kalemlerin de mirasçılar tarafından ölüm sonrası talep edilebilmesi hukuka uygun düşmektedir. Çalışmanın önceki kısımlarında da bahsedildiği üzere bu sayılan haller sınırlı olmayıp, zararın ispat edilmesi koşuluyla tazmini talep edilebilmektedir.


Sayılan maddi zararların yanında talep halinde hakim tarafından, hasta veya ölüm halinde mirasçıların üzüntü ve kederlerinin bir nebze de olsa azaltılabilmesi için uygun bir manevi tazminata hükmedilebilir. Manevi tazminatın, para olarak sermaye şeklinde veya irat halinde ödenmesine karar verilebilir. Ancak tabi ki, tazminatın yekün halinde ödenmesi, manevi tazminatın amacına daha uygun düşecektir.


Hastaların tedavileri sırasında hekimler, gerekli tüm özen ve dikkatlerini sağlamalıdır. Bu özen yükümlülüğünün yanı sıra, hukuki yükümlülükleri ve haklarını da çok iyi bilmeleri gerekmektedir. Zira, yapılacak küçük bir hata veya dikkatsizlik, yapılan tıbbi müdahalenin hukuka aykırı olmasına neden olabilir. Dolayısıyla da zararın meydana gelmesi durumunda hekimin sorumluluğuna gidilebilecektir. Bu sorumluluk, hekimin çalışma koşullarına göre değişikli gösterebilmektedir. Örneğin, davalı hekimin özel sektöre ait sağlık kurumlarında faaliyet göstermiş olması durumunda, davaya Türk Borçlar Kanunu’nun 49 uncu maddesine göre haksız fiil sorumluluğu, 66 ıncı maddesine göre adam çalıştıranın sorumluluğu, ve 112 inci (EBK, m. 96) maddesine göre akdi sorumluluk ile 502 inci (EBK, m. 386) maddesinde düzenlenen vekâlet akdinin genel ve özel hükümleri uygulama alanı bulabilecektir. Devlete bağlı bir kurumda çalışması durumunda ise asıl sorumluluk Anayasa gereği devlete aittir. Ancak bu durumda da devletin hekime rücu etme hakkı olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır.


Genellikle tıbbi müdahaleden kaynaklanmayan zararların tazmini konusunda hem zararın hem de zarar verenin kusurun varlığının ispat yükümlülüğü zarar görenin üzerindedir. Ancak sağlık hukukunda bu durum kusurun varlığı noktasında biraz daha farklı şekilde karşımıza gelmektedir. Tıbbi müdahaleden kaynaklı tazminat davalarında zarar gören hasta kusurun varlığını ispatlamak zorunda değil, zarar veren hekim kusurunun yokluğunu ispatlamak zorundadır. Gerçekten de, hakkaniyet gereği kusur ispat yükünün yer değiştirmesi daha uygundur. Zira herkesin tıp biliminden anlaması gibi bir durum mevcut olamayacağı gibi hastaların tıbbi müdahaleler konusunda kusur tespiti yapması teorik olarak mümkün değildir.

Tıbbi müdahaleden kaynaklı olarak zarar gören hasta, maddi ve manevi tazminat taleplerini hekime yöneltebileceği gibi, örneğin, olayın bir özel hastanede meydana gelmesi durumunda sözleşmeden doğan sorumluluk gereği zararın tazminini hastaneden de talep edebilecektir.


Özetle, hatalı tıbbi müdahaleden kaynaklı tazminat davaları bedensel zarar ve ölüm nedeniyle talep edilecek alacaklar olarak ikiye ayrılmıştır. Bedensel zararların varlığı halinde zarar gören hasta, sınırlı olmayacak şekilde, ilgili kanun maddesi hükmünce düzenlenmiş; tedavi giderleri, kazanç kaybı, ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi zararlarını talep edebilirken ölüm olması durumunda; cenaze giderleri ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar, ölen hastanın mirasçıları tarafından talep edilebilir.

 
 
 

Comentários


bottom of page